Dünyanın bir geleceği olacaksa şayet, bu el koyup sahiplenenin değil, paylaşmanın geleceği olacaktır.

 İnsanlık nereye koşuyor? Sahiplenmenin mi yoksa paylaşmanın mı çağına? Bana göre dünyanın bir geleceği olacaksa, bu paylaşmanın geleceği olacaktır. Kim bizim geleceğimize el koyuyor? Bu sorulara ve daha fazlasına kendimce cevap verecek olursam, bence insanlık da nereye koştuğunu bilmiyor özellikle büyük şehirlerde kapitalizmin de getirmiş olduğu insanları acele etmeye, sürekli bir yere yetişmeye mecbur bırakan bir sistem var. Peki bu sistemi kim yönetiyor? Yani demek istediğim bizim hem geleceğimize el koyan aynı anda bizi buna yetişmeye zaruri kılan nedir? Bence bunların hepsinin cevabı yine insanlık, insanlığın kendi yaratmış olduğu canavar -kapitalizm- ve getirileri. Paylaşmaya gelecek olursak, size ufak ama basit bir şekilde şöyle anlatabiliriz, paylaşmayı doğa ile, güneşin ışığını saklamaması ya da bir nehrin herkese su vermesiyle bağdaştırabilirsiniz. Ama bizden bu içgüdüyü büyüdükçe çekip atan bir şey var, toplumları paylaşımdan uzaklaştıran herkesi birbirine düşman eden. Ben insanların ilk doğduğunda içinde bütün saf içgüdüleri barındırdığına inanırım sevmek, sevilmek ve paylaşmak gibi. Ama içine doğduğumuz dünyada hiçbir zaman saf kalamazsınız, bunun insanlık tarihi boyunca örneklerini ve benzerlerini görürüz. İnsanların sonradan öğrendiğine inandığım haset ve bencillik gibi duyguların yine insanlığın ilk zamanlarında adı konulmamış olsa da kapitalizmden, bunun insanların içindeki duygu şeklinden geldiğini düşünürüm. Aslında bu hem insanların içinde olan ama aynı zamanda kontrol edebileceklerini kendilerinin paylaşmaya engel olan içgüdülerini ve öğretilerini bir nebze olsun dizginleyebileceklerine de inanırım. Şimdi asıl konumuza dönecek olursak yani paylaşmayı ve geleceğimizi harmanlayacak olursak, kendimizi yani hepimizi ve geleceğimizi kurtarmanın tek yolu paylaşmaktan buna bağlı olarak sevgiden geçer ve aynı zamanlı olarak içimizdeki “sahiplenme krizlerinin” azaltılmasından. Bütün gelecek ve gecmiş toplumlar için insanların at gibi koşturulup, muhtemelen sahip bile olamayacakları bir sisteme karşı durmak istiyorum.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saat yediyi on geçe

Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf