Murat Çekiç

 Hiç elim gitmiyor bunu yazmaya. İçimden gelmiyor, kabul etmek istemiyoruz. Ben bunu yazmayı biraz sana olan borcum olarak görüyorum. Ama şu andan sonra sana olan borcumu ödesem n'olacak? Hep böyle bir kuzenim olduğu için çok şanslı hissediyordum, seninle uzun uzun sohbetler yapmak istiyordum hep. Birazcık daha büyüyeyim onunla konuşacak daha çok şeyimiz olur, beraber birbirimizi daha iyi anlarız diye düşünüyordum. Keşke hiç beklemeseymişim, vaktim varken konuşsaymışım. Ben şimdi burada onun ne işler başardığını, neler yaptığını, kimlere yardım ettiğini, kimlere yol gösterdiğini anlatmayacağım bu benim yapabileceğim bir şey değil ben biraz kendi gözümden onu anlatmak istiyorum; Küçüklüğümden beri çok büyük bir hayranlık duyuyordum, senin gibi biri olmayı, senin yaptıklarını yapabilmeyi şu an daha çok istiyorum. Ben şu an bunu nasıl anlatsam bilemiyorum çok önemli ve özel bir insandı demek istiyorum ama yetersiz ve sıradan kalacağını biliyorum. Bencil bir insan gibi sokakta o kadar gereksiz insan varken neden bizim abimiz diye sormakta istemiyorum ama insan kendine engel olamıyor işte. Ben ona abim diyorum ama ona benden önce abim diye seslenecek iki güzel kız kardeşi var. Artık ne söylesem boş ne yapsam havada kalıyor. Yaptığım şeyleri sana gösteremiyorum, fikrini alamıyorum. Yine bana bir şeyler anlat, bir yol göster, bir fikir ver desem çıkıp gelir misin? Neyse ya aslında daha neler yazarım ama bu kimseye iyi gelmez



.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saat yediyi on geçe

Dünyanın bir geleceği olacaksa şayet, bu el koyup sahiplenenin değil, paylaşmanın geleceği olacaktır.

Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf